İşletmenizde İşler Neden Sürekli Birilerinin Peşinden Koşuyor?
İşletmenizde İşler Neden Sürekli Birilerinin Peşinden Koşuyor?
Sabah bilgisayarınızı açıyorsunuz.
Bir müşteriden mesaj gelmiş.
Satış ekibi başka bir şey soruyor.
Muhasebe bir bilgi bekliyor.
Bir siparişin son durumunu öğrenmek için başka birine yazmanız gerekiyor.
Tam o sırada telefon çalıyor.
Günün sonunda dönüp baktığınızda aslında çok çalışmışsınız.
Ama nedense yapılması gereken işlerin bir kısmı hâlâ duruyor.
Tanıdık geliyor mu?
Bazen işletmelerdeki sorun işlerin çokluğundan değil, işlerin sürekli birilerinin peşinden gitmek zorunda kalmasından kaynaklanıyor.
Bir bilgi neden sürekli aranıyor?
Bir müşterinin son görüşmesini düşünün.
Kim konuştu?
Ne konuşuldu?
Teklif gönderildi mi?
Müşteri dönüş yaptı mı?
Sipariş hangi aşamada?
Bunlardan birini öğrenmek için her seferinde bir çalışana sormanız gerekiyorsa, aslında işletmenizde bilgi var ama ulaşılabilir değil demektir.
Bu ikisi aynı şey değil.
Bilginin bir yerde bulunması yetmez.
İhtiyaç olduğunda doğru kişinin, doğru bilgiye hızlıca ulaşabilmesi gerekir.
“Bende vardı ama nerede?”
İşletmeler büyüdükçe bu cümle daha fazla duyulmaya başlıyor.
Bir Excel dosyası bilgisayarda.
Başka bir bilgi WhatsApp konuşmasında.
Teklif e-postada.
Müşteri notu bir çalışanın telefonunda.
Siparişin son durumu ise başka bir yerde.
İlk başta bunların hiçbiri büyük bir problem gibi görünmüyor.
Çünkü işletme küçükken herkes birbirini tanıyor.
Bir şey olduğunda soruyorsunuz ve cevap geliyor.
Ama ekip büyüdükçe işler değişiyor.
Bir kişinin bildiğini herkes bilmiyor.
Bir yerde bulunan bilgi diğer yerde görünmüyor.
Ve işletme fark etmeden insan hafızasına bağımlı hale geliyor.
Asıl zaman kaybı bazen iş yapmak değil, işi takip etmek
Bir işi yapmak birkaç dakika sürebilir.
Ama o işin durumunu öğrenmek için üç kişiye mesaj atmak, eski konuşmaları aramak, dosyaları kontrol etmek ve sonunda doğru kişiden cevap beklemek çok daha uzun sürebilir.
Üstelik bu sadece zaman kaybı da değil.
Araya başka işler giriyor.
Bir bilgi gözden kaçabiliyor.
Yanlış dosya kullanılabiliyor.
Müşteriye geç dönüş yapılabiliyor.
Sonra herkes biraz daha fazla çalışıyor.
Ama sorun hâlâ ortadan kalkmıyor.
Çünkü sorun çalışanların yeterince çalışmaması değil.
Sistemin iş akışını taşıyamaması.
İyi bir sistem ne yapar?
İyi bir yazılımın amacı çalışanlara daha fazla ekran açtırmak değildir.
Tam tersine, mümkün olduğunca az uğraştırmaktır.
Bir müşteri geldiğinde bilgisi kaybolmaz.
Bir sipariş oluşturulduğunda kimin ne yapacağı belli olur.
Bir iş tamamlandığında diğer aşama görünür hale gelir.
Yönetici bir bilgi için sürekli çalışanlarını bölmek zorunda kalmaz.
Çalışan da gününün önemli bölümünü “şunu nereden bulacaktım?” diye düşünerek geçirmez.
Sistem arka planda işini yapar.
İnsanlar işin kendisine odaklanır.
Her işletmenin ihtiyacı aynı değil
Burada önemli bir nokta daha var.
Her işletmenin gidip aynı yazılımı kullanması gerekmiyor.
Çünkü her işletmenin çalışma şekli farklı.
Bir işletmede sipariş önemli olabilir.
Bir diğerinde teklif süreci.
Başka bir işletmede saha ekiplerinin takibi.
Bir başkasında müşteri iletişimi.
Bu yüzden teknolojiye “hangi programı alalım?” diye başlamak yerine önce “biz nerede zaman kaybediyoruz?” diye bakmak çok daha doğru.
Çünkü doğru çözüm, işletmenin çalışma şekline uyduğunda değer üretmeye başlıyor.
Belki de sorun çalışanlarınız değil
Bazen bir işletmede işler aksadığında ilk tepki şu oluyor:
“Biraz daha dikkatli olmalıyız.”
“Ekibi daha iyi takip etmeliyiz.”
“Bu işi bir kişiye daha devredelim.”
Oysa aynı problem sürekli tekrar ediyorsa belki de insanlarda değil, sistemde bir sorun vardır.
İnsanlardan sürekli aynı şeyi hatırlamalarını beklemek yerine, bunu sistemin hatırlaması daha doğru olabilir.
Bir işi kimin yapacağını insanların birbirine sorması yerine sistem gösterebilir.
Bir müşterinin geçmişini bir çalışanın hafızasında tutmak yerine sistem saklayabilir.
Ve işletme büyüdükçe bu küçük farklar oldukça büyük sonuçlar yaratabilir.
Sonuçta mesele daha fazla çalışmak değil
İşletmelerin çoğunda insanlar zaten yeterince çalışıyor.
Asıl mesele, harcanan zamanın ne kadarının gerçekten değer üreten işe gittiği.
Eğer çalışanlarınız gün içinde sürekli bilgi arıyor, birbirine aynı soruları soruyor, dosya ve mesajların arasında kayboluyor veya bir işin durumunu öğrenmek için başka birini bekliyorsa burada biraz durup sürece bakmak gerekiyor.
Belki daha fazla çalışmaya değil,
işlerin daha doğru akmasına ihtiyacınız vardır.
Çünkü iyi bir dijital sistemin en güzel tarafı bazen kendisini hiç fark ettirmemesidir.
İşler olması gerektiği gibi ilerler.
Bilgi gerektiği yerde bulunur.
İnsanlar birbirinin peşinden koşmak yerine işlerinin peşinden gider.
MedyaPress olarak bizim de yazılım ve dijital çözümlere bakışımızın temelinde biraz bu var: Teknolojiyi sadece teknoloji olduğu için değil, işletmenin gerçekten ihtiyaç duyduğu yerde kullanmak.